Hayvancılıkta Kimliklendirme ve Hayvan Hareketlerinin Kontrolünün Önemi

Bilindiği gibi gerek büyük baş hayvancılık ve gerek ise küçük baş hayvancılıkta kulak küpesi uygulaması zorunludur. Çünkü kulak küpesi üzerinde yazılı olan harf ve rakamlar o hayvana ait bilgileri içermektedir. Kulak küpesi uygulaması ile o hayvanın hangi ilde kayıtlı olduğunu hangi işletmede doğduğunu ve hangi tarihte doğduğunu bilgisine ulaşabiliriz. Yani kulak küpesi o hayvanın kimlik bilgilerini ihtiva eder ve hayvanların kimliklendirilmeleri amacı ile kullanılır.

Kulak küpesi haricinde ülkemizde elektronik kimliklendirme olarak mikroçip uygulaması da kullanılmaktadır. Elektronik kimliklendirme daha ziyade koyun ve keçi gibi küçük hayvanlarımızda kulak küpesi ile birlikte mecburi olarak kullanılmaktadır.

Konu ile ilgili olarak 08.08.2019 tarihinde Tarımdanhaber.com da bir haber yayınlanmıştır. Söz konusu bu haberde “Hayvan küpesinde son dakika gelişme. Hayvan küpeleme işinin tek bir örgüt tarafından yapılması için çalışma başlatıldı. Bakanlık kaynaklarından alınan bilgilere göre, büyükbaş hayvan küpesinin Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği tarafından yapılması yönünde bir çalışma başlattığı öğrenildi. Ancak küpe işinin tek elden yapılmasının tekelleşmeyi getireceği ve bazı bölgelerde birlikler tarafından ücretsiz yapılan küpelerin de artık paralı hale geleceğine dikkat çekiliyor.” Bahse konu bu haberden iki gün önce yani 06.08.2019 tarihinde ATV haber de Tarım ve Orman İşlerinden sorumlu Bakan Sayın Pakdemirli “Hayvancılıkta Hayvan sağlığı, Hayvan hareketleri ve Hayvan adedi nin önemine vurgu yapmış ve elektronik kimliklendirme ile birlikte elektronik kimlik cihazı ya da Çip daha bilimsel adı ile RFID yani(Radyo Frekans Identifications) cihazı nın cebimizde bulunan cep telefonu kanalı ile ya da benzer bir cihaz ile hayvanın vücut ısısını ölçmesi gerektiğini ve hatta hayvanın kızgınlığının bu cihaz ile ortaya konulması gerektiğini ve dünya da bir ilk olarak Türkiye nin bu işlemi gerçekleştireceklerini” ifade etmişlerdir.

Söz konusu her iki haberlere baktığımızda öncelikle her iki haber de önemli bir çelişkinin varlığından söz edebiliriz. Sektörün dışından bakıldığında Sayın Pakdemirli nin sözlerinin son derecede cazip ve ilgi uyandırıcı olduğunu görmemezlikten gelemeyiz.

Tamamını okuduğunuzda Tarımdanhaber.com’da çıkan haberin esas itibarı ile bir hizmetin sunumu gibi gözükse de temelinde bir çıkar çatışmasını yansıttığı kolaylıkla fark edilecektir. Bunun ile birlikte Tarımdanhaber.com’da çıkan haberin Ülkemizin gerçeklerini yansıttığını kolaylıkla görmek mümkündür.

Bize göre; tam da Kurban Bayramı arifesinde burada görmezden gelinen ve es geçilen esas haber Hayvan kimliklendirmesinin yanı sıra hayvan hareketlerinin kontrolünün hem hayvan sağlığında ve hem de insan sağlığındaki önemidir.

Yeri gelmiş iken ifade edilmesi gereken en önemli husus hayvanların kimliklendirilmesinde Türkiye ileri gelişmiş ülkelere nazaran geri kalmış ya da bırakılmıştır. Kulak küpesi uygulamasındaki eksiklikler bu günün haberi değildir. Bu konuda yıllanmış ve yıllarca ihmal edilmiş bir dizi hata söz konusudur.

Bunun yanı sıra ülkemizde elektronik kimliklendirme uygulaması henüz tam olarak oturmamış ve yeni olan bir uygulamadır. Her iki uygulamada da temel olarak yapılan hatalara yazımızın son kısmında değineceğiz.

Ancak uygulamada yapılan söz konusu hatalardan önce Hayvan kimliklendirmelerinde batıda uygulanagelen daha önemli ve daha büyük bir teknolojinin varlığını ifade etmeden geçemeyeceğim. İleri gelişmiş bütün ülkelerde hayvanların kimliklendirmeleri üç ayrı teknoloji ile yapılmaktadır. Bunlardan ilki kulak küpesi ve ikincisi elektronik kimliklendirmedir. Özellikle elektronik kimliklendirme konusunda dünya son derecede ileridir ve bizim bütün uyarılarımıza karşılık bu teknoloji şahsi çıkarlar uğruna ülkemize son derecede geç girmiştir.

Ülkemizde olmayan ancak ileri gelişmiş ülkelerde uygulanagelen diğer teknoloji DNA parmak izi teknolojisidir. Bu teknoloji ayrı bir yazı konusudur ve bana göre ülkemize gelmesi bu yönetim anlayışı ile bu günlerde hayaldir.

Hayvanların kimliklendirilmesi ülke ekonomisi bakımından son derecede önemli bir konudur. Ancak daha da önemli olan husus kimliklendirmenin Hayvan sağlığı, hayvan hareketlerinin kontrolü ve insan sağlığındaki rolüdür.

Her ne kadar resmi bir demeç yoksa da ülkemizin resmi yetkililerince Hayvan hareketlerinin kontrolünün eksiksiz sağlandığı konusunda hemfikir olduğunu düşünmekteyim.

Bu konu son derecede teknik detayları olan bir konudur ve belki de daha detay okuyucumuzu sıkabilir. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki özellikle Şap hastalığı konusunda Trakya Bölgemizde uygulanagelen Aşılı freezoon uygulaması doğru bir uygulama değildir.

Bizim iddiamız Hayvan hareketlerinin kontrolü konusunda resmi uygulamanın eksik olduğu yönündedir. Bu iddiamızın doğruluğu sahada kendisini göstermektedir. Daha bu gün face de okuduğum habere göre Samsun bölgesinde koyunlarda veba hastalığının varlığı haberidir.

Ülkedeki Hayvan Sağlığı konusu ciddi endişelere gebedir. Çok yakında ithalatçı bir arkadaşımdan aldığım haber bu endişeleri doğru kılmaktadır. Ne yazık ki ithal edilen hayvanlar için karantina zorunluluğu devam etmek ile birlikte Veteriner Hekim kontrolü zorunluluğu kaldırılmış bulunmaktadır.

Hayvan Hareketleri Kontrolünün Hayvan sağlığı boyutunun dışında bir de insan sağlığı boyutu var ki bu aynı zamanda sağlıklı kurban kesiminin önemini de beraberinde getirmektedir. Ve son derecede önemli politikaların geliştirilmesini ihtiva etmektedir.

Son olarak üzerinde durmak istediğim önemli bir konu gerek kulak küpelemesinin gerekse elektronik kimliklendirme’nin ekonomik kazanç ve etik boyutudur.

Bu konunun da detayı nın incelenmesi önem arz etmektedir.

Bütün bu konularda devlet devletliğini bilmek durumundadır. Son yıllarda bu konularda gösterilen ilerlemeler elbette ki göz ardı edilemez. Ancak eksikliklere de göz yummamız mümkün değildir.

Konu detaylıdır ancak buradan bütün yetkililere sormak isterim…

Ülkemiz neden NET hayvan ithalatçısıdır? Gerek Damızlık koyun ve Sığır ve gerekse kasaplık canlı büyük ve küçük baş hayvan ve hatta karkas et ithalatı neden vardır?

Ülkemizdeki Damızlık Sığır yetiştiricileri Birlikleri, Koyun ve Keçi yetiştirici Birlikleri neden vardır?

Bu birliklerin görevi hayvan ıslahı yapmak mıdır? Yoksa bu birliklerin görevi süt icmali, kooperatifçilik yapmak ve hayvan kimliklendirilmesi yapmak mıdır?

Yetkililere ve ilgililere tekrar soruyorum?

Damızlık Sığır Yetiştirici Birliklerinin ve Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştirici Birliklerinin görevleri nedir nelerdir?

 

Ahmet Nizamettin GÜVENER

Menü