Tarımda Milli Birlik Projesi’nin Arka Planını Okumak

Tarımda Milli Birlik Projesi’nin Arka Planını Okumak

17.Nisan.2019 tarihli Dünya Gazetesinde Ali Ekber Yıldırım imzası ile; yetkililerce adına Tarımda Milli Birlik Projesi adı verilen Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve aynı zamanda Beştepe’de Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan’a sunulduğu haberi yayınlanmıştır.

Hatırlanacağı üzere bir hafta önce 10.Nisan.2010 tarihinde Sayın Berat Albayrak Ekonomide Yeni reform paketi adı ile bir ön bilgilendirme yapmış ve Tarım Sektörümüzde yapılması düşünülen bu Projenin ön bilgilerini vermişti.

Ali Ekber Yıldırım’ın vermiş olduğu proje detaylarını analitikbakis.org da okuyabilirsiniz. Bu noktada söz konusu projenin arka planları hakkında öngörülerde bulunmayı ve bu öngörüler doğrultusunda tahlil yapmayı doğru bulmaktayım.

Şahsi kanaatime göre Tarım Bakanlığının ismi konusunda herhangi bir takıntı içinde olmak olaya yüzeysel bakmak ve olayı hafife almak ile eş anlamlıdır.

Böyle bir projenin haberde yazıldığı gibi bugünkü Tarım Bakanlığı Bürokrasisinin eseri olduğunu savunmak bence safdillik olur. Söz konusu bu projenin yapı taşlarından bir kısmı zaten döşenmekte idi. Parça parça ve adım adım bu noktaya gelinmiştir.

Tarımda Milli Birlik Projesi adı verilen söz konusu projeyi irdelemeden önce bu projeyi uygulamaya koyacak olan kadro’nun bizatihi kendilerinin Milli olup olmadığının net bir şekilde ortaya konulması icap etmektedir.

Dünden bu güne uygulamaya konulan icraatlar a baktığımızda özellikle Tarımsal üretim yapan üreticimizin ya da çiftçilerimizin yalnız ve kaderine terk edildiğini görmemek cahillik olur. ABD ve ABD ile organik bağı olan Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği Tarım politikaları ve bu politikaların Dünya ölçeğinde neoliberal politikalar ile etkileşimi sonucunda ortaya koydukları ve ülkemize dikte ettirilen; ekonomimizi ve tarım ile ilgili bütün üretimlerimizi, ticari alanlarımızı negatif etkileyen politikaların nerede ise bütünü ülkemiz üreticisi ve tüketicisi açısından hazin sonuçlar doğurmuştur ve ne yazık ki politika belirleyicilerimiz de bütün olup bitenleri sadece seyir etmişler ve hatta tabiri caiz ise üzerine tüy dikmişlerdir.

Olup bitenlere kısaca göz atacak olur isek AB üyelik perspektifinde katılım öncesi uygulamaya konulan projelere baktığımızda AB nin nihai hedefinin Tarım ve Hayvancılık sektörlerimizde küçük ölçekli işletmelerimizi tamamen yok etmeye yönelik uygulamaları ortaya koyduğunu görmemezlikten gelemeyiz.

Bunun ile birlikte uygulamaya konulan Havza politikalarının hedefinin ülkemizin yerelden yönetilmesine yönlendirildiğini görmemiş ya da görememiş iseniz eğer ben devlet idare ediyorum diyemezsiniz.

Ve yine geçtiğimiz sene uygulamaya konulan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve Büyük Şehir Yasası ile ilgili değişikliklerin bütüncül bakış açısını görmemiş iseniz ya da görememiş iseniz yine devlet idaresinden bihabersiniz demektir.

Bu yazdıklarım bundan sonra yapılacak olan icraatlar ın kilometre taşları olmuşlardır.

Yanlış anlaşılma olmaması bakımından bir noktaya dikkat çekmek isterim. Yapılanların tamamı yanlış mı demek istiyorsunuz tarzında bir soru sorulabilir? Bu konuya Kuantum Fiziği mantığında olduğu gibi belirsizlik ilkesi mantığı ile bakmamız gerekmektedir. İlla Dünya nın gittiği noktadan ayrılmak zorunda değilsiniz ya da illa emperyalizmin size dikte ettirdiği her şeyi yapmak zorunda da değilsiniz. Zaten devlet idare etmenin ciddiyeti de bu noktada belirginleşir. Yani yabancıların ortaya koydukları politikaların ülkemizde yankıları ve uygulama alanları uluslararası ilişkiler çerçevesinde olabilir ve olacaktır ancak Devlet denilen organizasyon neden vardır? Söz konusu bu uygulamalara karşı yepyeni uygulama alanları yaratmayan ya da yaratamayan devlete DEVLET denir mi?

Bir uygulamanın adına MİLLİ demek ile Milli olunmaz.

Tekrar konumuza dönecek olur isek; Uygulamaya konulması düşünülen projenin Milli olmadığının net göstergesi şudur; Söz konusu proje Türk üreticisinin hassasiyetlerini tartmadan düşünmeden tasarlanmıştır. Söz konusu proje bu gün düşünülen bir tasarının ürünü değildir emperyalist bir bakış açsının ürünüdür ve dolaysı ile de kesinlikle Milli değildir.

Devletin bir bölümünü tasfiye etmek ve tasfiye ettiğiniz kısmı da bir holdingin ticari ayağı yapmak hangi mantık ile izah edilebilir ki? Peki bu noktada çiftçi nerede? Sözüm ona %35 lik bir pay ile sermayenin kölesi olacak mış. Akıl, mantık ve izan yerlerde sürünüyor.

Dünya nın hangi ülkesinde DEVLET şirkete dönüştürülmüştür? Böyle bir uygulama polis devletinin gerisindedir. Bunun adı olsa olsa kabile devleti ya da MÜLK devlet olabilir.

Devlet in olmadığı bir alanda ANARŞİ doğar.

Bu proje ülkemizin yerelden yönetilmesi mantığı ile federal devlet yapısının kilometre taşlarından belki de en önemli adımıdır. Bu proje kesinlikle Milli değildir emperyalizm e hizmetin bir parçasıdır. Çünkü bu proje ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en ücra köşesine kadar hizmet götüren parçası olan Tarım Bakanlığı taşra teşkilatı yok edilmektedir.

Ayrıca çiftçi yok sayılmaktadır.

Dünya Tarım Politikalarına yeni bir konsept ile devam etmektedir. Devleti şirketleştirme gibi ilkel ve vahşi bir bakış açısından ziyade sosyal devlet kavramını da içeren düzgün ve sürdürülebilir çevre, iklim ve su hatta karbon politikaları bütüncül bir yaklaşım ile sürdürülebilir kırsal kalkınma politikaları ve bütün bu politikaların tamamını kapsayan  üreticisi ve tüketicisi ile sürdürülebilir gıda, tarım, hayvancılık, çevre ve orman politikaları dünya tarım politikaları yeni konseptinin uzantılarını ya da ayaklarını teşkil etmektedir.

Ayrıca söz konusu projede tarımın teknik detayları ve ihtiyaçları maalesef hiçbir şekilde söz konusu dahi edilmemiştir. Hep söyleye geldik bu yönetim 16 yıldır iş başındadır. Bu 16 yılın sonunda İşin muhasebesini yapacak olur isek; az gittiler uz gittiler dere tepe yol gittiler bir arpa boyu yol gidemediler bundan sonra da Devlet tahribatı ve ahaliye çile çektirmekten başka yapabilecekleri herhangi bir olumlu icraatları da maalesef olmayacaktır.

Çünkü ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz..

Ahmet Nizamettin Güvener

Menü