Türkiye Tarım alanlarını kaybediyor !

Tarım alanları son 16 yılda 4 milyon 400 bin hektar küçülerek, 41 milyon 200 bin hektardan 36 milyon 800 bin hektara geriledi. En fazla tarım alanı kaybı tahıllar, diğer bitkisel ürünler ve sebze alanlarında yaşandı. Avrupa Birliği’nin (AB) göbeğindeki Belçika’nın yüzölçümü 3 milyon hektar. Bizden 4-5 kat fazla tarımsal ihracat geliri olan Hollanda’nın toplam yüzölçümü ise 4 milyon hektar.

Çiftçinin her geçen yıl alım gücü geriliyor. Bu da üretim alanlarına yansıyor. Geçimini tarımdan sağlayan insanlar para kazanamadığı ve maliyetler yüksek olduğu için üretimden çekiliyor. Borcu artan çiftçi de bankaların tarımsal kredilerine yönleniyor ve borcu artıyor.

Tahıl grubu bitkiler içerisinde en büyük ekim alanını yüzde 91 ile buğday ve arpa oluşturuyor. Buğdaydaki küçülme 2 milyon hektar, arpadaki küçülme ise 1 milyon hektara ulaşmış vaziyette.

2018 yılında Türkiye’nin 5.8 milyon ton buğday ithal etti ve ithalatına 1.3 milyar dolar ödedi. Çiftçinin ekmekten vazgeçtiği 2 milyon hektarlık buğday arazisinde tekrar ekim olsa 6 milyon ton ilave bir üretime kavuşur, ithalatı karşıladığımız gibi 200 bin ton da stoğumuza fazladan buğday koyardık.

655 bin ton arpa ithal ettik. Ekilmeyen 1 milyon hektarlık araziyi arpayla buluştursak 2 milyon 600 bin ton ilave bir üretime kavuşur, ithalatı karşıladığımız gibi 2 milyon ton da stoğumuza fazladan arpa koyardık. Sonuçta çiftçinin ekmekten vazgeçtiği arazileri üretimle buluşturduğumuzda dışarıya ödediğimiz dövizler halkımızın refahı için ülke içinde kalabilirdi.

Kuru baklagilde ekim alanlarımız en yüksek seviyeye 1989 yılında 2 milyon 100 bin hektara ulaştı. Ancak günümüze kadar 1 milyon 200 bin hektar küçülerek 900 bin hektara kadar geriledi. 1990 yılı başlarında destekleme alımlarının sonlandırılmasını takiben kazanamayan çiftçi kuru baklagil üretiminden vazgeçmeye başladı.

Nohut ekim alanları 376 bin hektar (yüzde 42), mercimek 723 bin hektar (yüzde 72) daralmış. Türkiye bu ürünleri dünyaya ihraç eden bir ülkeyken özellikle 2010 yılı sonrasında ithalatçı bir konuma gelmiş vaziyette.

1999 yılında en geniş haliyle 220 bin hektara ulaşan patates ekim alanımız 2018 yılı itibariyle 136 bin hektara geriledi. Nüfusumuz, ülkemize gelen göçmen ve turist sayılarıyla artıyor, buna karşı maalesef her geçen yıl ekim alanlarımızda daralmalar oluyor” dedi.

Sebze üretim alanlarındaki daralma da ciddi boyutlara ulaştı. 2005 yılından günümüze 930 bin hektardan 784 bin hektara inerek 146 bin hektarlık bir küçülme oldu. Yani yüzde 15’lik bir daralma olmuş. Bu ürünler içerisinde kuru soğan, pırasa ve patlıcan ekim alanları yaklaşık yüzde 35 alanında daralmış, domates, salatalık ve sivri biber ekim alanlarımız ise yüzde 10-17 arasında küçüldü.

Sorunları aşmak için öncelikle üretim ve satış tarafında bir dizi yapısal tedbire ihtiyaç bulunmaktadır. İşbirliği ve işbölümü sayesinde üretim planlaması ve ürün deseni zenginliği yaratacak, tedarik ve lojistik yönetimi ile maliyetleri aşağıya çekip ürün fiyatlarında dengelenme sağlayacak, danışmanlık, destek, izleme ve raporlama hizmetleri ile ürün kalitesi ve standardizasyonuna imkan verecek kooperatifleşmeyi gündemimizin baş köşesine oturtmalıyız. Verimliliği ve çiftçi refahını artırmak için ölçek ekonomilerine geçmeli ve havza temelli, üst kullanım hakkına dayalı üretim modellemesini uygulamaya koymalıyız.

Ezgi HÜSEYİNGİL

Menü