Ülkemizdeki Sütün Kalitesi

ÜLKEMİZDEKİ SÜTÜN KALİTESİ VE KALİTELİ SÜT NASILDIR?

Çiğ sütün kalitesi hakkında yazacağımı daha önce belirtmiştim. Zamanlaması bu güne imiş;

Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) tarafından İstanbul’da düzenlenen “IDF Dünya Süt Zirvesi”ndeki konuşmasında Bakanlık bünyesinde yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi vererek, hem çiftçilere hem de yatırımcılara seslendi.

Türkiye’nin potansiyelini katlayacak kritik birkaç politikayı, önümüzdeki günlerde hayata geçirmek için istişare ettiklerini bildiren Pakdemirli, şunları kaydetti: “Öncelikle, büyükbaş hayvancılıkta genetik potansiyelimizi artıracak şekilde ıslah politikalarını destekleyeceğiz. Bunu yaparken de, ülkemizin bölgesel dinamiklerini de gözeterek, et ve sütte, bölgesel teşviklere geçme fikrini değerlendiriyoruz. Bu sayede, hem ette hem sütte verimliliğimizi artırmayı planlıyoruz. Yine, sektörün aciliyet arz eden yapısal problemlerini, silsile yoluyla çözecek bir reformun, çiğ sütün sınıflandırılması çalışmalarının da sonuna yaklaştığımızı müjdelemek istiyorum.” İfadelerine ilave olarak;

Öncelikle, büyükbaş hayvancılıkta genetik potansiyelimizi artıracak şekilde ıslah politikalarını destekleyeceğiz. Bunu yaparken de, ülkemizin bölgesel dinamiklerini de gözeterek, et ve sütte, bölgesel teşviklere geçme fikrini değerlendiriyoruz. Bu sayede, hem ette hem sütte verimliliğimizi artırmayı planlıyoruz. Yine, sektörün aciliyet arz eden yapısal problemlerini, silsile yoluyla çözecek bir reformun, çiğ sütün sınıflandırılması çalışmalarının da sonuna yaklaştık, Öncelikle, büyükbaş hayvancılıkta genetik potansiyelimizi artıracak şekilde ıslah politikalarını destekleyeceğiz. Bunu yaparken de, ülkemizin bölgesel dinamiklerini de gözeterek, et ve sütte, bölgesel teşviklere geçme fikrini değerlendiriyoruz. Bu sayede, hem ette hem sütte verimliliğimizi artırmayı planlıyoruz. Yine, sektörün aciliyet arz eden yapısal problemlerini, silsile yoluyla çözecek bir reformun, çiğ sütün sınıflandırılması çalışmalarının da sonuna yaklaştık.” İfadelerinde bulunmuştur.

Öncelikle Sayın Bakan bilerek ya da bilmeyerek “büyükbaş hayvancılıkta genetik potansiyelimizi artıracak şekilde ıslah politikalarını destekleyeceğiz.” cümlesi ile Tarım bakanlığınca bu güne kadar yapılmış olduğu iddia edilen ıslah çalışmalarının olmadığını deklere etmiş bulunmaktadır. Yani senelerce bizim muhtelif zeminlerde ve defalarca ifade etmiş olduğumuz gerçeği tek bir söz ile deklere etmiş bulunmaktadır. Bu noktada esas konumuza geçmeden önce Sayın Bakana ve bütün yetkililere sormak isterim. Bu güne kadar ıslah yaptığını ısrar eden Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez ve Bölge Birliklerine hesap sorma gibi bir mükellefiyetiniz olduğunu hatırlayacak mısınız? Biz hatırlatmış olalım ve arşivde yerini alsın.

Gelelim esas konumuza; Ülkemizde çiğ sütün Hayvandan sağılması üç temel yöntem ile yapılmaktadır. Birincisi daha ziyade geçimlik ve küçük aile işletmelerinde gerçekleşen el ile sağım ki bu yöntem sütün kalitesini negatif yönde etkiler ve sağlıksız süt elde edilmesine yol açar. İkinci yöntem 5 başlık ya da 10 Baş gibi işletmelerde uygulanan sağım makinası ile gerçekleşen mobil sağım uygulanmasıdır. Bu yöntemde de çiğ sütün elde edilmesi ve depolanması içi gerekli hijyenik şartlar eksiktir. Ya da süt herhangi bir bakteri ya da virüs kontaminasyonuna açıktır.

Son yöntem ise daha ziyade hayvan popülasyonunun fazla olduğu işletmelerde kullanılan tam otomatik sağım platformlarının bulunduğu işletmelerdir. Bu işletmelerde sağım öncesinde hayvanın memesi dezenfekte edilir. Sonra da insan eli dokunmadan süt doğrudan doğruya hayvanın memesinden soğuk süt tanklarına girer. Oradan da soğuk zincir altında direkt fabrikanın soğuk sistemine girer.

Ülkemizde bu güne kadar çiğ süt pazarlanmasında kullanılan yöntem soğuk zincir altında muhafaza edilen süt ya da soğuk zincir dışında toplanılan süt olmak üzere iki ayrı yöntem ile süt toplanıyor idi. Yani diğer bir deyiş ile süte değer biçilen fiyat soğutulmuş ya da soğutulmamış süt olarak belirleniyor idi. Bu kriterlere ilave olarak çiğ sütte yağ ve kuru madde miktarı da çiğ sütün fiyatlandırılmasında kullanılıyor idi. Çok fazla değil bundan on onbeş sene öncesinde kadar işletmelerimizde süt soğutma tankı işletmelerde hemen hemen yok gibi idi. Sektörde hiçbir şey yapılmamış izlenimini vermek yanlış olur. Ne ise ki bu gün için düzgün işletmelerimizin hemen tamamında süt soğutma tankı bulunmaktadır.

Sütün kalitesini etkileyen en önemli faktörlere gelince; Bu faktörleri, Yağ, Kuru Madde (Bu ikisi halen zaten uygulanmaktadır.) Protein ya da diğer bir ifade ile Kazein (Ki özellikle süt ürünleri yapımında en önemli kriter dir.) Total Bakteri Miktarı ve SHS Ya da total somatik hücre miktarı dir.

Özellikle bütün gelişmiş ülkelerde çiğ sütün fiyatlandırılması Kazein ya da Protein, toplam bakteri ve toplam somatik hücre miktarı ile gerçekleştirilmektedir. Çünkü toplam bakteri ve toplam somatik hücre sayısı miktarı aynı zamanda sütün raf ömrünün belirlenmesinde en önemli kriterlerdir. Sağlıklı ve kaliteli bir sütte SHS, 200×103 hücre/ml’nin altında olması gerekir. SHS’nın 200×103 hücre/ml üzerinde olması anormal olarak kabul edilir ve subklinik mastitisin bir göstergesi olarak değerlendirilir.

Sağlıklı ve kaliteli bir sütte toplam bakteri sayısı ise çok fazla detay içeren bir konudur. Çünkü SHS meme sağlığı ile ilgilidir ve sadece mastitis göstergesidir. Ancak total bakteri sayısı daha farklı mikroorganizmaları da içeren bir göstergedir. 100 000/ml ve üzeri toplam bakteri sayısı kabul edilemez sütü ifade eder.

Bu güne kadar süt alım fiyatlandırılmasındaki eksikliklerimiz bilinmekte ancak uygulanmamakta idi. Dolaysı ile Türk Halkı nın tükettiği sütün tam olarak dünya standartlarına uygun olup olmadığı konusunda eksik bilgilendirmeye sahiptik.

Bu husus hem bakanlığımızın hem de sanayicimizin eksiği olmak ile birlikte temelde üretim safhasında sağlıklı ve kaliteli süt üretim bilincimizin eksikliğinden kaynaklanmakta idi. Bu noktada sevindirici olan gelişme Türk Halkının Sağlıklı süt tüketim ihtiyacından kaynaklanmamıştır. Çin e süt ihracatı yapmak amacı ile Süt üreticimize yeni bir Pazar kazandırmaktan kaynaklandığı en yetkili ağızdan ifade edilmiştir.

Diğer bir gelişme ise; “ülkemizin bölgesel dinamiklerini de gözeterek, et ve sütte, bölgesel teşviklere geçme fikrini değerlendiriyoruz. Bu sayede, hem ette hem sütte verimliliğimizi artırmayı planlıyoruz.” fikridir.

Şu anda bu konu detaya muhtaç bir konudur. Ancak bize göre ıska geçilen konu Avrupa Birliği Politikaları ile yok edilmek istenilen küçük aile işletmelerimizin durumudur. Bu konuda bakanlığın ciddi bir çalışması olup olmadığının hala muallaktadır. Bölgesel teşvikler ile  hem et ve hem de süt üretiminde nasıl bir strateji ile verimliliğin arttırılacağı ayrı bir merak uyandırmaktadır.

Bize göre Sayın Mehdi Eker dönemi de dahil olmak üzere şimdiye kadar mevcut yönetimin hayvancılık alanında yapmış olduğu en dikkate değer çalışma söz konusu bu çalışmadır.

Ahmet Nizamettin Güvener

 

Menü